Amerika, Avrupa, Rusya ve Türkiye’mizde modern sülük uygulamasının geleceği

20nci yüzyılın başında Akademik Tıpta sülük önemini yitirmişken Avrupa’nın beşeri tıbbında korunmuştur. 1920lerde Viyenalı tabip B. Aschner’in (1889-1960) humoral-patolojik düşünceyi tekrar keşfetmesiyle sülük tıbbî önemini tekrar kazanmıştır. Aschner; Fransız cerrah Termier’in önünü açmıştır. Termier’in sülüğün flebit (bacaktaki toplardamar iltihabı) ve trombozların (tüm damarlarda meydana gelebilen kan pıhtısının kan akışını engellemesi) tedavisinde 1922 Paris Şirurji Kongre’sinde sunduğu etkileyici sonuçları Alman ve İsviçreli tabipler arasında büyük yankı yapmıştır.

Gelecek 10 yılda tromboflebitler ve emboliprofelaksede hirudoterapi hakkında çok sayıda yayın yapılmıştır. Heparinterapinin piyasaya girmesiyle aynı endikasyonlar için sülük tedavisi 1933’den sonra tekrar gerilemiştir. Alman tabip H. Bottenberg sülük tedavisi hakkında 20nci yüzyılın ilk çaplı eserini 1935’de yayınlamıştır (<<Sülük Uygulaması - Biyolojik Tıbbın Çok Yönlü Yöntemi>>, tekrarı 1948 ve 1984). Bottenberg; hirudoterapinin şaşırtıcı terapik zenginliğini bilimsel açıklamaya çalışırken pratik tavsiyeleri de önermiştir.

Dr. Karl-Otto Kuppe 1955 (tekrar 1971, 1976 ve 1977) <<Tabibin Uygulamasında Sülük>> ve doğal tıpçı Peter Pukownik’in pratik iki eseri (1995 ve 1998) hirudoterapinin güncelliğini korumuşlardır.

Sloven cerrahlar Derganc ve Zdravic bir tıp kongresinde Parisli cerrah Blandin’in <<Autoplastie (1836)>> eseri sayesinde sülüğün organ ve doku naklinde kullanımını (transplantasyon) tekrar keşfettiler. Blandin; yüz cerrahisinde flepi (vücudun bir dokusunu başka bir yerine götürmek) detaylı bir şekilde açıklamıştır: <<Flep birkaç saat sonra halen iltihaplı ve mavi ise[…] tıkanıklığı açmak için sınırlarına birkaç adet sülük uygulandığında tıkanıklık açılır>. İyileşme sürecinde sıkça yaşanan mikrosirkülasyon düzensizliklerini sülük mükemmelce gidermektedir. Ljubljana‘da tromboz tedavisinde sülük yaygın olduğundan Derganc ve Zdravic bu tecrübeyi transplantasyon tıbbı için değerlendirdiler. Beş yıllık çalışmalarının sonuçlarını ünlü İngiliz dergisi <<Journal of Plastic Surgery>> de 1960 da sundular. Sülüğün; cilt, burun ve kulak gibi başarıyla transplante ama tıkanık olan organları kurtarması günümüze kadar saygınlığını korumuştur. Bu alanda sülüğün bu güne kadar hiçbir alternatifi çıkmamıştır.

1980’den sonra sülük ABD’de de plastik cerrahide değer kazanmıştır. Amerika Federal İlaç Kurumu FDA 2004 yılında şirürji için sülüğe medikal araç (medical device) resmî statüsünü vermekle hirudoterapiyi modern tıbbin bir yöntemi haline getirmiştir (Entegratif Tıp). Değişik alanlarda olduğu gibi hirudotedavide de ABD’nin en büyük rakibi dünya lideri Rusya’dır.

Türkiyemiz’de ise son 15 yılda stratejik ve yasal zemin oluşturulup kamu ve özel tıp sektöründe örgütlenmenin, pratik ve bilimsel çalışmaların önünü açılmıştır. Ülkemiz; yetiştirdiği ve yetiştireceği sağlık meslek mensupları ve sülük üreticileriyle modern sülük uygulamasında önemli bir üst haline gelebilmesinde önemli bir potansiyele sahiptir. Yurt dışında yetişmiş vatanımıza dönmek isteyen ve burada yetişmiş yabancı dile sahip sağlık meslek mensuplarını önemli fırsatlar beklemektedir (yerli ve yabancı sağlık turizmi).

Kaynak: Kaehler Schweizer, D, Westendorff, M. Hirudotherapie. Ein Handbuch der Blutegel-Therapie (Hirudoterapi – Sülük Terapisinin El Kitabı), İsviçre, 2013.
Yazar: Melike Sert, Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik 4üncü sınıf öğrencisi.

Tercüme: Muhammet Şen, Hirusan Tıbbî Sülükleri.

Follow Us

Get more Joomla!® Templates and Joomla!® Forms From Crosstec